Edebiyattan mitolojiye, müzikten sinema ve operaya uzanan içeriklerle; hafızanın labirentlerinde, zamana bölünen vedaların ve kaybolan kimliklerin izini sürüyoruz. Lethe’nin unutturan sularından Babil Kulesi’nin kaotik sessizliğine, We Were Liars ve Never Let Me Go’nun sarsıcı kabullenişlerinden La Traviata’nın kendini feda edişine uzanan geniş bir yelpazede unutuşun farklı yüzlerine bakıyoruz. Doctor Who, Selvi Boylum Al Yazmalım, Spike Jonze imzalı Her ve Little Fish üzerinden silinen anıların beyaz perdedeki izlerini sürerken; Billy Joel’in Vienna’sı, Radiohead’in How to Disappear Completely’si ve Taylor Swift’in You’re On Your Own, Kid şarkısı ile bu duygunun notalardaki ve zihinlerdeki yankılarını inceliyoruz. Özgün şiirler, sarsıcı kısa hikayeler ve Unforgiven analiziyle hafızanın sınırlarını zorluyoruz. “Şiir Çevirisi” bölümünde dizelerin arasına gizlenmiş hasrete bakıyor, Satırlar Arasında ise bu kez özlemin kurgudan denemeye, şarkı sözünden şiire uzanan çok sesli yansımalarına kulak veriyoruz.
Yeni sayımız, hafızanın yavaşça kaybolmasının getirdiği o büyük trajediyi ve unutmanın kimi zaman bir lütuf, kimi zaman ise derin bir boşluk olduğunu mercek altına alıyor.
